# Dokuz yaşındaki oğlum, Yunan misafirimiz ve Harry Potter

> Uzun yıllar İngilizce öğretmenliği yapan Zehra Topaç, dokuz yaşındaki oğlunun Yunanistan’dan gelen misafirle İngilizce Harry Potter sohbetine daldığı anı anlatıyor: Bir çocuğa yeni bir dil öğretmek, ona dünyaya açılan bir kapı aralamaktır.

- Source: https://mesgalem.com.tr/tr/ilham/dokuz-yasindaki-oglum-ve-harry-potter
- Language: tr-TR
- Author: Zehra Topaç
- Published: 2026-10-04
- Category: Anne & Bebek
- Tags: Çocuk, Dil öğrenmek, Özgüven, Misafir yazar

Bu yazı ablam Zehra’nın kaleminden. Uzun yıllardır İngilizce öğretiyor; iki oğlu ve bir kızı var.
  Çocuklara erken yaşta dil öğretmenin ne anlama geldiğini, evlerine gelen bir misafirle oğlunun
  arasında geçen bir sohbet üzerinden yazmış. Yazısını olduğu gibi, kendi sesiyle yayınlıyoruz. —
  Merve

Çocuklara erken yaşta dil eğitimi vermek, onlara yalnızca yeni kelimeler öğretmek değildir. Aynı zamanda onların dünyaya açılmalarını, farklı insanları ve kültürleri tanımalarını sağlayan önemli bir adımdır.

Bir çocuk yeni bir dil öğrendikçe kendini ifade etmenin, yeni insanlarla iletişim kurmanın ve farklı dünyaları keşfetmenin heyecanını yaşar. Öğrendiği her yeni kelime ve kurduğu her yeni cümle, özgüvenine küçük ama değerli bir katkı sağlar. “Ben bunu yapabiliyorum!” duygusunu yaşamak, öğrenme isteğini de güçlendirir.

Dil eğitimi çocuklara sadece konuşmayı değil; dinlemeyi, anlamayı, paylaşmayı ve farklılıklara saygı göstermeyi de öğretir. Bugün öğrenilen küçük bir kelime, yarın kurulacak büyük hayallerin kapısını aralayabilir.

Çünkü bir çocuğa yeni bir dil öğretmek, ona sadece bir iletişim aracı kazandırmak değil, dünyayı daha geniş bir pencereden görme fırsatı sunmaktır.

Uzun yıllar İngilizce öğretmenliği yapmış biri olarak diyebilirim ki, çocuklara erken yaşta dil eğitimi vermek, onlara yalnızca bir dil öğretmek değildir; dünyaya açılan bir kapı aralamaktır.

Bunu bana bir kez daha hissettiren çok özel bir anım var. Bir gün evimize Yunanistan’dan bir misafir geldi. Dokuz yaşındaki oğlumun, hiç çekinmeden onunla İngilizce konuşmaya başladığını ve bir süre sonra Harry Potter hakkında büyük bir heyecanla sohbet ettiğini gördüm. Onu izlerken yüzündeki mutluluk ve kendine güven beni çok duygulandırdı. O an, yıllardır öğretmenlik yaparken anlattığım şeyin aslında ne kadar gerçek ve değerli olduğunu bir kez daha anladım: Bir çocuğun öğrendiği dil, ona yalnızca konuşma becerisi değil, dünyayla bağ kurma özgürlüğü de veriyor.

Bir çocuk yeni bir dil öğrendikçe kendini ifade etme cesareti kazanır, farklı kültürleri tanır ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakmaya başlar. Kurduğu her yeni cümle, “Ben bunu yapabiliyorum!” duygusunu besler ve özgüvenini güçlendirir.

Bu nedenle çocukların dil öğrenirken yalnızca gramer ve kelime bilgisine değil; konuşmaya, dinlemeye, keşfetmeye ve dili hayatın içinde kullanmaya teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Çünkü bir çocuğa yeni bir dil öğretmek, ona yalnızca bir beceri değil, daha büyük bir dünya armağan etmektir.