Alçıdaki el izi: Bir daha hiç bu kadar küçük olmayacak
Üçüncü oğlum bir haftalıkken avucunu alçıya bastırdık. O el şimdi benim elimden büyük; ama alçıdaki iz hâlâ bir haftalık. Alçı ve kilin neden bu kadar dokunaklı bir hatıra malzemesi olduğunu ve evde nasıl başlanacağını anlatıyoruz.
Yazan: Merve Doğan · · 3 dk okuma

Hamza Bera 2014’te doğdu; İstanbul’da doğan ilk oğlumuz. Bir haftalıkken, yumuşacık yumruğunu açmaya çalışarak avucunu bir avuç alçıya bastırdık. Ağladı, tabii. Alçı soğuktu. Ben de gülüyor muydum, ağlıyor muydum, tam bilmiyorum.
O alçı şimdi salonda, bir rafın üstünde duruyor. Hamza’nın eli artık benim elimden büyük. Ama alçıdaki iz hâlâ bir haftalık. Ona her baktığımda aynı şeyi düşünüyorum: Bir daha hiç bu kadar küçük olmayacak.
Neden alçı, neden kil?
Fotoğraf çok şey saklar ama bir şeyi saklayamaz: boyutu. Ekranda her bebek aynı büyüklüktedir. Alçıdaki el izi ise gerçek ölçüdür; yıllar sonra kendi avucunuzu üstüne koyduğunuzda o küçüklüğü yeniden hissedersiniz. Bu yüzden el ve ayak izi, dünyanın her yerinde yeni anne babaların ilk yaptığı şeylerden biridir.
Bir de şu var: Alçı ve kil, kusuru sever. Bebeğin parmağı kıvrılmıştır, avuç tam basmamıştır, kenar çatlamıştır. Hiçbiri kusur değildir; hepsi o günün kaydıdır. Mükemmel bir kalıp, hiçbir şey anlatmaz. Eğri bir kalıp, o sabahı anlatır.
Küçük eller, büyük eller
Bu meşgale sadece bebekler için değil. Kil son yıllarda yetişkinlerin de en sevdiği sakinleştirici işlerden biri oldu: kil atölyeleri, evde şekillendirilen küçük kâseler, kendi kendine kuruyan hamurdan yapılan takı tabakları. Elin bir malzemeyi şekillendirmesi, tıpkı örgüde ya da nakışta olduğu gibi zihni yavaşlatır. Çamur soğuktur, yumuşaktır ve elinizin ne yaptığına bakmanızı ister. Bakarsınız.
Dört oğlanla bir evde kil, aynı zamanda herkesin masaya oturduğu nadir işlerden biri. Büyükler kâse yapar, küçükler yuvarlak yapar, biri mutlaka kilin yenip yenmediğini sorar. Sonuç önemli değildir; masa önemlidir.
Evde nasıl başlanır?
- Kendi kendine kuruyan kil alın. Fırın istemez, kırtasiyelerde bulunur ve bebek tenine uygun olanları vardır. İlk el izi için en kolay malzeme budur.
- Bebek uykuluyken deneyin. Tok ve uykulu bir bebeğin avucu açıktır. Uyanık bebek yumruk yapar; kimse ağlayan bir bebekle kalıp almaya çalışmasın.
- Yavaş bastırın, hızlı çekin. Avucu kile koyun, hafifçe bastırın, tek hamlede kaldırın. İlk denemede olmazsa kili yeniden yoğurun; kil affeder.
- Tarihi arkasına yazın. Kuruduktan sonra bir kürdanla arkasına tarihi ve adını kazıyın. Beş yıl sonra hangisinin hangi çocuğa ait olduğunu hatırlamayacağınıza yemin ederim.



Evde olmadıysa
Bazen alçı tutmaz, bazen bebek izin vermez, bazen o ilk haftalar bir kalıp kutusu açacak hâlde geçmez. Olsun. O küçük eli saklamanın başka bir yolu daha var: kendi aldığınız izin ya da bir fotoğrafın adıyla ve tarihiyle çerçevelenmesi.
Küçücük eli çerçevelensin
Bir haftalıkken alınan el ve ayak izi, adı ve doğum tarihiyle çerçevelenir. Bir daha hiç bu kadar küçük olmayacak.
Raftaki iz
Hamza geçen gün rafa uzandı ve alçıyı eline aldı. Kendi avucunu üstüne koydu. Bir şey demedi; sadece baktı. Sonra yerine koydu ve gitti. Ben mutfaktan izliyordum ve o alçıyı neden sakladığımı bir kez daha anladım.
— Merve Doğan