Okul önlüğüne dikilen isim: Eylül sabahlarının küçük telaşı
Eylül gelince evlerde aynı sahne yaşanır: masada dört önlük, bir makara, bir iğne ve kaybolmasın diye her birine dikilen bir isim. Dört oğlanın annesi olarak öğrendiğim şey, o küçük etiketin kaybolan hırkalardan çok daha fazlasını tuttuğu.
Yazan: Merve Çokal Doğan · · 3 dk okuma

Her Eylül’ün son haftası mutfak masamız aynı görüntüyü alır: Katlı önlükler, bir makara beyaz iplik, makas ve dört küçük kumaş etiket. Dört oğlan, dört önlük, dört isim. Süleyman Taha’nınkini dikerken artık ezbere biliyorum; Mehmet Emde’ninkinde hâlâ yakayı ters tutuyorum.
İlk yıl bunu bir angarya sanmıştım. Okulun listesinde “eşyalara isim yazılacak” yazıyordu, ben de yazdım. Şimdi, o kadar yıl sonra, Eylül’ün o gecesini beklediğimi fark ediyorum.
Kaybolan hırkalar
Anaokulunun ilk haftasında Muammer Esat’ın hırkası kayboldu. Lacivert, düğmeli, annemin ördüğü. Öğretmen çok üzüldü, biz de. İki gün sonra başka bir çocuğun çantasından çıktı; kimse fark etmemişti, çünkü o yaşta bütün hırkalar birbirine benzer.
O akşam eve gelince oturdum, kalan bütün kıyafetlerin yakasına adını diktim. Yarım saat sürmedi. Bir daha da hiçbir şey kaybolmadı. Daha doğrusu kayboldu ama hep geri geldi; çünkü artık üstünde adı vardı.
Dört önlük, dört isim
Etiket dikmek dikişin en küçük hâlidir. Makine gerekmez, kalıp gerekmez. Bir iğne, bir iplik, yaka içinden geçen dört köşe. Ama o dört köşenin altında oturduğunuz on dakika, yılın o çocukla ilgili düşündüğünüz en sakin on dakikasıdır.
Çünkü elinizde önlük dururken düşünürsünüz: Geçen yıl kolları uzun geliyordu. Bu yıl tam. Gelecek yıl kısa gelecek. Etiketi dikerken aslında bir yılı işaretlersiniz. Dört önlük dikince dört ayrı yılı.
En büyüğün önlüğü artık bana yakın; en küçüğünkini iki kere katlamam gerekiyor. Aynı masa, aynı makara. Farklı boylar.
Kaç yaşına kadar?
Süleyman Taha geçen yıl “anne, ben artık dikmesem de olur” dedi. Haklıydı, ortaokulda kimse hırka karıştırmıyor. Dikmedim. Sonra bir sabah önlüğünü giyerken yakasını çevirip baktı. Boştu. Bir şey demedi. Ben de demedim. Bu yıl sormadan diktim; itiraz etmedi.
Bir isim etiketi yalnızca “bu benim” demez. “Birisi bunu benim için dikti” der. Çocuklar bunu bizden önce anlar.
Eylül’de nasıl yapılır?
- Kumaş etiket alın, kalem değil. Kalemle yazılan isim üç yıkamada gider. Tuhafiyelerde “isim şeridi” diye satılan pamuklu bant on yıl dayanır.
- Yaka içi, sol taraf. Çocuk kendisi çevirip bakabilsin diye; giyerken de rahatsız etmez.
- Dört köşe, düz dikiş. Süslü olması gerekmez. İplik rengi önlükle aynı olsun, düğüm içeride kalsın.
- Çocuğu masaya çağırın. Etiketi kendisi tutsun, iğneyi siz. Beş yaşındaki bir çocuk için kendi adının dikilmesini izlemek, adını ilk kez okumak kadar büyük bir şeydir.
- Bir etiketi saklayın. Her yıl bir tanesini, yıl yazılı bir zarfa. Okul biterken elinizde on iki küçük etiket olur.



İsmi yalnızca önlüğe değil
Okul yıllarında isim yakanın içinde durur; kimse görmez, yalnızca bulan bilir. Ama evde, kapıda, çocuğun kendi odasında adının görünür bir yerde durması ayrı bir şeydir. Özellikle küçük kardeş varsa: “Burası benim” demenin en yumuşak yolu.
Adı kapısında dursun
Zarif bir yazıyla adı, odasının kapısında. Okuldan eve döndüğünde ilk gördüğü şey kendi adı olur.
Masadaki makara
Eylül’ün son haftası yine mutfak masasındaydım. Bu yıl Süleyman Taha kendi etiketini kendisi dikti. Eğri oldu, yakanın biraz aşağısında kaldı. Elimi uzatıp düzeltmedim. Yıllar sonra o önlüğü bir kutudan çıkarınca, eğri dikilmiş o etiket ona bir şey söyleyecek. Bana söylediği gibi.
— Merve Çokal Doğan
Okurlardan sorular
Anneler soruyor, biz yanıtlıyoruz — bu yazının altında başkalarının da aklına gelebilecek sorular.
Siz de sorun
Bu yazıyla ilgili aklınıza takılanı yazarına sorun. Gerçek annelere yanıt verebilmek için WhatsApp numaranıza tek kullanımlık bir kod gönderiyoruz; numaranız hiçbir yerde görünmez.
Okumaya devam edin

Dikiş
Dikiş makinesi geri döndü: Anneannelerimizin meşgalesi neden yeniden gözde?
Dublin’de dikiş kursları aylar öncesinden doluyor, New York’ta “dikiş yeniden havalı” manşetleri atılıyor. Türkiye’de de tavan arasındaki Singer’lar iniyor. Bu sessiz dönüşün ardında ne var — ve bir annenin gününde buna nasıl yer açılır?
· 4 dk okuma

Nakış
Battaniyedeki ilk harf: Bir bebeğin adı ilk kez nereye yazılır?
Hastane bilekliğinden sonra bir bebeğin adı çoğu evde ilk olarak battaniyesine yazılır. Neden orası? Bir annenin kasnakla geçirdiği ilk gece, iğnenin aceleye izin vermeyişi ve köşeye işlenen tek bir harfin yıllar sonra nasıl bulunduğu üzerine.
· 3 dk okuma

Anne & Bebek
Dört kez isim seçmek: Bir adı sevmeyi nasıl öğrendik?
Süleyman Taha, Muammer Esat, Hamza Bera, Mehmet Emde. Dört oğlana dört isim seçtik ve her seferinde aynı şeyi yeniden öğrendik: Bir isim, listeyle değil, seslenmekle bulunur. Yeni anne babalar için isim seçmenin sessiz tarafı üzerine.
· 3 dk okuma