Battaniyedeki ilk harf: Bir bebeğin adı ilk kez nereye yazılır?
Hastane bilekliğinden sonra bir bebeğin adı çoğu evde ilk olarak battaniyesine yazılır. Neden orası? Bir annenin kasnakla geçirdiği ilk gece, iğnenin aceleye izin vermeyişi ve köşeye işlenen tek bir harfin yıllar sonra nasıl bulunduğu üzerine.
Yazan: Merve Çokal Doğan · · 3 dk okuma

Süleyman Taha doğduğunda Konya’da oturuyorduk ve Ekim’in ortasıydı. Hastaneden çıkarken bileğinde plastik bir bileklik vardı: adı, doğum saati, kilosu. Eve gelince bilekliği çıkardık, bir zarfa koyduk. O gece, o uyurken, adının yazılı olduğu tek şeyin bir zarfın içinde durması bana tuhaf geldi.
Kayınvalidem ertesi gün geldi. Çantasından bir kasnak, pudra rengi bir iplik ve battaniyenin köşesini çıkardı. “Adını yazalım,” dedi. Yazdık. Daha doğrusu o yazdı, ben tuttum. Bir harf, sonra ikincisi. Süleyman uzun bir isim; iki gece sürdü.
Neden battaniye?
Bir bebeğin adı çoğu evde ilk olarak battaniyesine yazılır. Bunu sonradan fark ettim; komşularda, akrabalarda, hastane koridorunda gördüğüm bebeklerde hep aynı şey. Çerçeveye değil, duvara değil, battaniyeye.
Sanırım nedeni şu: Battaniye ilk haftaların her yerinde. Kucakta, arabada, kayınvalidenin evinde, doktorun muayene masasında. Bebek nereye gidiyorsa o da gidiyor. Adının onun üstünde olması, adının onunla birlikte gezmesi demek. Bir de şu var: Battaniye zamanla küçülür ama atılmaz. Yıllar sonra bir dolabın dibinden çıkar ve köşesindeki harf hâlâ orada durur.
İğne aceleye izin vermez
O iki gecede öğrendiğim şey nakış değildi; çünkü nakışı ben yapmadım. Öğrendiğim şey, bir şeyi yavaş yapmanın nasıl bir his olduğuydu.
Yeni doğmuş bir bebeğin evinde her şey aceleyle olur. Bez, mama, uyku, telefon, ziyaret. İğne ise acele etmez. Bir ilmek, bir ilmek daha. Kayınvalidem konuşmadan işliyordu; ben lambanın altında battaniyenin öbür ucunu tutuyordum, Süleyman kucağımda uyuyordu. İki saat böyle geçti. Sonradan düşündüm: O iki saat, ilk haftaların en sakin iki saatiydi.
Nakışa yeniden dönen gençlerin bunu neden yaptığını da o zaman anladım. Bir şeyi güzel yapmak için değil; bir şeyi yavaş yapmak için.
Bir harf yeter
Bütün ismi işlemek şart değil. Hatta çoğu zaman tek bir baş harf daha çok dokunur. Küçüktür, köşede durur, uzaktan bakana bir motif gibi görünür. Ama yakından bakan bilir.
Battaniyeye harf işlemek için usta olmak gerekmiyor. Kanaviçe değil, düz kumaş; kasnak takılır, kurşun kalemle harf hafifçe çizilir, üstünden sap işiyle geçilir. Sap işi tek bir ilmektir ve yarım saatte öğrenilir. Eğri olur. Olsun. Kayınvalidemin işlediği S de hafif yatık duruyor ve o yüzden onun olduğunu biliyorum.
Türkiye’de nereden başlanır?
- Tuhafiyeye gidin. Kasnak, bir yumak nakış ipliği ve bir paket iğne; hepsi bir arada, tek seferde alınır. Muline iplik battaniye pamuğuna en iyi oturan ipliktir.
- Battaniyenin köşesini seçin. Yıkanmış, ütülenmiş bir köşe. Bebek büyüdükçe o köşeyi elinde tutacak; iplik uçlarını içeriden düğümleyin.
- Kaynana, anne, komşu. Nakış bilen bir büyüğünüz varsa ilk harfi ondan isteyin. Bu bir yetersizlik değil, hatıranın iki kişilik olması demek.
- Halk Eğitim. Mahallenizdeki el nakışı kursları ücretsizdir; kayıt dönemi genelde Eylül–Ekim, tam da şimdi.



Elinize kasnak almaya vakit yoksa
İlk haftalarda kasnak tutacak iki saat herkesin evinde yok; bunu biliyorum, bizde de kayınvalidem gelmese olmazdı. O iki saat bulunamıyorsa da adının battaniyenin köşesinde durması ertelenmesin.
Adı battaniyesinin köşesine işlensin
Yumuşak iplikle işlenmiş bir isim etiketi; battaniyenin köşesine birkaç ilmekle dikilir, onunla birlikte her yere gider.
Zarf ve battaniye
Hastane bilekliği hâlâ o zarfta. Ama Süleyman’ın adının yazılı olduğu ilk yer o zarf değil; kayınvalidemin iki gecede işlediği, hafif yatık S harfi. Battaniye artık ona küçük geliyor. Köşesi hâlâ okunuyor.
— Merve Çokal Doğan
Okurlardan sorular
Anneler soruyor, biz yanıtlıyoruz — bu yazının altında başkalarının da aklına gelebilecek sorular.
Siz de sorun
Bu yazıyla ilgili aklınıza takılanı yazarına sorun. Gerçek annelere yanıt verebilmek için WhatsApp numaranıza tek kullanımlık bir kod gönderiyoruz; numaranız hiçbir yerde görünmez.
Okumaya devam edin

Nakış
Nakış ve hatırlamak: Bir isim iplikle yazılınca ne olur?
Anneannemin çeyiz sandığındaki her örtünün köşesinde bir harf vardı. O harfler bugün hâlâ okunuyor. Nakışın neden yeniden gençlerin elinde olduğunu ve bir bebeğin adının iğneyle yazılmasının neden bu kadar dokunduğunu anlatıyoruz.
· 3 dk okuma

Dikiş
Dikiş makinesi geri döndü: Anneannelerimizin meşgalesi neden yeniden gözde?
Dublin’de dikiş kursları aylar öncesinden doluyor, New York’ta “dikiş yeniden havalı” manşetleri atılıyor. Türkiye’de de tavan arasındaki Singer’lar iniyor. Bu sessiz dönüşün ardında ne var — ve bir annenin gününde buna nasıl yer açılır?
· 4 dk okuma

Anne & Bebek
Dört kez isim seçmek: Bir adı sevmeyi nasıl öğrendik?
Süleyman Taha, Muammer Esat, Hamza Bera, Mehmet Emde. Dört oğlana dört isim seçtik ve her seferinde aynı şeyi yeniden öğrendik: Bir isim, listeyle değil, seslenmekle bulunur. Yeni anne babalar için isim seçmenin sessiz tarafı üzerine.
· 3 dk okuma